YAZARLAR

anasayfa Yazarlar Seyyid Mustafa SAKÇI ŞÜKÜR RAZAMAZAN AYINA KAVUŞTUK.

ŞÜKÜR RAZAMAZAN AYINA KAVUŞTUK.

26 Nisan 2021, Pazartesi 15:47
Seyyid Mustafa SAKÇI Tüm Yazıları
Seyyid Mustafa SAKÇI
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Özlemle hasretle beklediğimiz ramazân ayına, elhamdülillah, sıhhat ve âfiyet içerisinde kavuşmuş bulunuyoruz. Bu ayda, ümmet-i Muhammed’de farz olan oruç, “Hicret-i Nebeviyye”den onsekiz ay sonra, Şa’bân ayının onuncu günü, Bedir gazvesinden de bir ay önce farz olmuştur.

“Oruç” ve “Namaz” ibâdetleri, bütün İlâhî dînlerde vardı. Kur’ân-ı Kerîm’de, Bakara sûresinin 183. âyet-i kerîmesinde, orucun, “geçmiş ümmetlere de farz kılındığı” ifâde buyurulmaktadır. İlk insan ve aynı zamanda ilk Peygamber olan Hazret-i Âdem’den i’tibâren bütün Peygamberlere (aleyhimüsselâm) ve ümmetlerine oruç farz idi. Fakat onların orucu başka günlerde ve başka aylarda idi. Bize ise ramazan ayında farz kılındı. 

 

"Âdemoğlunun bütün amelleri kendisi içindir, oruç hariç. O, benim içindir. Yemesini içmesini, nefsâni arzularını benim için terk ediyor, onun karşılığını da ben vereceğim." 

Hamdolsun bu senede onbir ayın sultanı ramazan ayına kavuşmuş bulunmaktayız. 

 

Rabbimiz, bize neyi emretmişse, neyi yapmamızı buyurduysa mutlaka onda bizim maddi ve manevi faydalarımız vardır. Hangilerini haram kılmışsa, şüphesiz onlarda da pek çok zararlarımız vardır. Bugün anlamasak bile yarın, gün geçtikçe daha iyi anlayacağız. Biz bilemeyiz, o bilir... Bizleri yaratan ve yaşatan, annemizden daha çok bize şefkati olan Rabbimizi dinlersek, emirlerini yapar, yasaklarından kaçınırsak; dünyada da, kabirde de, ahirettede de huzur ve saadet içinde oluruz. Aksi takdirde her üç hayatımız da sıkıntı ve üzüntülerle geçer. 

 

ÇALIŞAN UZUVLAR YIPRANIR... 

Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Fakat biz orucu bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için tutuyoruz. Oruç tutarsak sıhhat buluruz. (Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz) hadis-i şeriftir. Oruç tutan sıhhat bulur. Bütün gün çalışan ve yorulan organlarımızı gece uyurken dinlendiriyoruz. Dinlenemeyen, istirahat edemeyen bazı organlar var; midemiz, bağırsaklarımız ve sindirim sistemimiz... Bunlar sürekli çalışırlar, dinlenmek nedir bilmezler. Tıka basa yiyip yatsak da, uyandığımızda acıktığımızı görürüz. Biz uyumuş kendimizden geçmişiz ama sindirim sistemimiz uyumamış, hep çalışmışlardır. Bu sürekli çalışma onları yıpratır ve yorar. Uyurken gözümüz, kulağımız, elimiz, ayağımız ve beynimiz hep dinlenirler. Dinlenemeyenleri de hiç olmazsa senede bir ay yalnız gündüzleri olsa bile, oruç tutarak dinlendirme imkânını sağlamış oluruz... 

Sıhhat yönünden bir diğer faydası da, karaciğerimizdeki gıda stoklarının erimesidir. Doktorların dediğine göre karaciğerimiz bir nevi zahire ambarıdır. Vücudumuzun muhtaç olduğu gıdaları ihtiyaç oldukça otomatik olarak, gerektiği kadar veriyor. Oruç tutmayanlar bu ihtiyaçlarını aldıkları gıdalarla sağladıklarından ciğerdeki stok gıdalara dokunulmuyor. Onlar da kala kala bayatlıyorlar, ihtiyaç duyulduğunda da pek iyi netice elde edilemiyor. İlim ilerledikçe, oruç tutmanın sıhhatimiz için ne kadar iyi olduğu daha iyi anlaşılacak ve doktorlar reçetelerine ilaçlarla beraber 'oruç' da yazacaklardır... 

 

Sabretmeyi emir ve teşvik eden 70'ten fazla ayet-i kerime var, en büyüğü; (Rabbimiz sabredenlerle beraberdir) müjdesidir. Sabretmek, insanlara mahsustur. Melekler sabretmezler, çünkü onlar yemez, içmez ve hasta olmazlar. Hayvanlarda da sabır söz konusu değildir. Çünkü onlarda akıl yoktur, mükellef de değiller. İnsanoğlu bu iki varlık arasındadır. Aklı var, melekler gibi, nefsi var hayvanlar gibi. Aklını üstün tutarsa melekleşmeye doğru yükselir, hatta onları da geçer. Çünkü melekler ister istemez iyidirler, ama insanlar nefsi ile mücadele sonunda yükselebilmiştir. Nefsi galip gelirse bu defa hayvanlaşmaya doğru alçalır, onlardan da daha aşağı iner. Çünkü hayvanlar sorumlu değillerdir. 

Rabbine itaat etmeyen, haramlardan sakınmayanlar kıyamet günü, cehenneme sevk edildikleri zaman diyecekler ki: "Keşke biz dünyaya insan olarak gelmeseydik; yılan olarak, akrep olarak gelseydik de bu şiddetli azaba uğramasaydık. Yanmak çok zor şeydir, yanmayan bilmez..." 

 

İYİLER EBEDÎ SAADETTEDİR 

Sabır üç türlüdür: 1- ibadetleri yaparken karşılaşılan zorluklara sabır. Namaz kılarken, oruç tutarken bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Bunlara sabredeceğiz. 

2- günah işlememek için sabretmek. Günah işlememek için sabretmek ateşte yanmaya sabretmekten daha kolaydır. 

3- hastalıklara, musibetlere, belalara karşı sabırdır. Hastalık, bela istenmez, gelirse kurtulmaya çalışmak lazım, tadavi olmak lazım, fakat bütün bunlar netice vermezse, sabretmekten başka çaremiz kalmaz. 

Bu üç sabrın da mükafatı ölçüsüzdür. Oruç tutmakla imtihanı kazanmış oluruz. Biz, dünyaya bunun için geldik, hepimiz imtihan salonundayız. Rabbini tanıyan, emirlerine değer veren, haramlardan sakınanlarla, kendisini yaratan ve yaşatan zatı tanımayan, emir ve yasaklarına kulak asmayanların birbirlerinden ayrılmaları gerekir. Kişi, yaptıklarının karşılığını görecektir, iyiler ebedi saadete, kötüler de layık oldukları azaba kavuşacaklardır...

Saadete erenlerden olma dileğiyle 

Selam ve dua ile..

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor