YAZARLAR

anasayfa Yazarlar Seyyid Mustafa SAKÇI Dünya hayatı = İmtihan

Dünya hayatı = İmtihan

05 Kasım 2020, Perşembe 3:45
Seyyid Mustafa SAKÇI Tüm Yazıları
Seyyid Mustafa SAKÇI
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Biz insanlar, dünya yaşamında sadece ahretteki kalıcı yerinin tespiti için geçici bir müddet burda kalıcı ve imtihan olduğunu bilmemize rağmen, maalesef geçici menfaatler uğruna kalıcı menfaatlerimizi terk edecek kadar gaflete düşmekteyiz.

İlahi kitaplar, Peygamber buyrukları ve Âlimlerin tavsiyeleri bu yönde olmasına rağmen şuan ki geldiğimiz son durum, bütün bu olan biten olaylar savaşlar, her tarafta kan gözyaşı, beşeri bütün imkanların aciz kaldığı hala bir çare bulunamadığı salgın hastalığa bakarsak netice hiçte iç açıcı değildir.   

Yunus Emre'nin "Mal sahibi mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi, Mal da yalan mülk de yalan, Var biraz da sen oyalan"  beyitleri ile gerçekten de dünyanın ne konumda olduğunu, ona karşı nasıl bir tavır takınmamız gerektiğini çok güzel bir şekilde dile getirmiştir.  Dile getirmiş getirmesine ama maalesef insanlar gene de bildiklerinden şaşmadan, tabir yerindeyse bildiğini okumakta ve burunlarının doğrultusunda hareket etmeye devam etmekte, sanki dünya geçici değil de ebedi bir yermiş  gibi davranmaktadırlar. 

Kur'ân-ı Kerim, geçici dünya hayatını şöyle tarif ediyor: "Bilin ki, dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda (birbirinize karşı) övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışıdır. (Bu) tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekicilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur." (Hadîd Suresi; 57/20) 

Yüce Rabbimiz, ölümü ve hayatı insanları imtihan etmek için yarattığını şöyle ifade ediyor: "O hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O üstündür, bağışlayandır" (Mülk Suresi; 67/2)

Dünya hayatında imtihanın şiddeti; imtihan olunan kişinin kendine yakın ve sevgili kılınan şeylerle imtihan edilmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak buradaki dengeyi kurabilmek içinde bize ciddi uyarılar yapılmaktadır:  " Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitne (imtihan)dır.  Allah'a gelince büyük mükâfat O'nun katındadır."

(Etfal suresi; 8/28)

Dünya hayatı kendine has dengeler ve düzen içerisinde devam ederken ölçüyü kaçırdığımız takdirde ziyana uğramamamız için yüce Allah biz kullarını bakınız ne güzel uyarmaktadır; "Ey inananlar, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanlardır. " (Münâfikun Suresi;63/9)

Söz buraya kadar gelmişken, hemen herkesin sık sık aldanarak hataya düştüğümüz  bir noktaya da değinelim. Davranışlarımız esnasında yaptığımız ya da yapacağımız bir hata karşısında gönlümüzde mutlaka bir rahatsızlık olur ve içimizden bir ses yaptığımız bu hareketin yanlış olduğunu adeta gönül kulağımıza seslenir.  Seslenir seslenmesine ama bir başka ses, bizi Allah'ın affının çok geniş olduğu noktasına meylettirerek, sanki işlediğimiz yanlışın tekrarına ya da devamına zemin hazırlar...İşte bu sesin şeytana ait bir ses olduğunu yine Rabbimiz bize haber vererek uyarıda bulunmaktadır;  "Ey insanlar, Allah'ın va'di gerçektir sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (Şeytan) Allah'ın affına güvendirmek sureti ile sizi aldatmasın " (Fâtır Suresi; 35/5) 

Dünya hayatının geçici ve aldatıcı, asıl ve ebedi yurdun ahiret yurdu olduğunu bilmeyen yok gibi ama içimizdeki ses, (nefis ve şeytan) maalesef bir virüs gibi, bir mikrop gibi bünyemize sirayet ederek bizi hastalık sahibi yapmakta, hasta bünye de kolayca yanlışa düşmektedir. Dünyaya yayılmış olan dermansız bu virüsten dünya üzerinde her gün binlerlerce kişinin hasta çaresiz kaldığı, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini bu illetten ibret alalım. Bünyemizi hastalıktan, ruhumuzu dengesizlikten kurtarmak için mutlaka bu bünyenin, aklın, ruhun, zerreden küreye her şeyin sahibi olan Rabbimize yönelip; tevbe ile temizlenip, ibadet ile güçlenmemizi sağlamaktan başka çaremiz yoktur. Aksi takdirde aldananlardan oluruz ve dünya imtihanını kaybederiz. 

Hz. Ali keremellahu veche nin şu veciz ve anlamlı sözüyle bitirelim. " Gelen bütün bela ve musibetler, yapılan günahlardan dolayıdır. Bu bela, musibetler ancak samimi bir tövbe ve istiğfarla  kalkar." 

 

Selam ve dua ile...

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor