YAZARLAR

anasayfa Yazarlar Ahmet MELİK PANDEMİ DÖNEMİNDE NELER ÖĞRENDİK

PANDEMİ DÖNEMİNDE NELER ÖĞRENDİK

29 Ocak 2021, Cuma 17:20
Ahmet MELİK Tüm Yazıları
Ahmet MELİK
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Merhaba Saygıdeğer Başakşehirliler
Uzun bir aradan sonra yeni bir yazıyla tekrar karşınızdayım. İçinden geçtiğimiz zor ve sıkıntılı günlerde sizlerle hasbihal etmeyi özlediğimi belirtmek isterim. Bir seneye yakın zamandan beri tüm Dünya ile birlikte içinden geçmekte olduğumuz süreç, hepimizin yaşantısında önemli değişikliklere neden oldu.

Bu dönemde sosyal hayatımız, çalışma hayatımız, ev hayatımız, okul hayatımız, daha sayamadığım birçok alanda yaşantımızda değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Kimi zaman hasta olduk, yakınlarımızı kaybettik,  karamsarlığa düştük, kimi zaman ümitlendik, yorulduk, şükrettik, dara düştük, işimizden olduk. Ama hiçbir zaman pes etmedik. Allah var, gam yok dedik. Devlet – millet el ele Allah’a hamdolsun bugünlere geldik. 
Sevgili dostlar, yaşadığımız süreç bize neler öğretti, gelin şimdi birlikte değerlendirelim. En başta büyük bir devlete sahip olmanın ne denli önemli olduğunu öğrendik. Süreç boyunca birçok iş yeri (özellikle restoran, kafe) kapanmak zorunda kaldı.

Devletimiz mart ayından bu yana 3.581.156 kişiye kısa çalışma ödeneği 2 milyon 164 bin 688 kişi ücretsiz izin ödeneği, 881 bin 247 işsizlik ödeneği veriyor. 1 Buçuk Milyon öğrenciye uzaktan eğitim derslerine rahat rahat girebilsin diye ücretsiz tablet dağıtıldı. Bunlar kolay işler değil sevgili dostlar. Ekonomik olarak sıkıntıya düşeceğimizi ellerini ovuşturarak bekleyen bir kesime inat, Allah’a hamdolsun güçlenerek yolumuza devam ediyoruz.   
Kimilerimizin hayranlıkla baktığı Avrupa ülkelerinin, medeni, zengin güçlü Avrupa ülkelerinin, bu alanda yaşadığı beceriksizliği, korkaklığı hamdolsun süreç boyunca biz hiç yaşamadık. Adaletin ve demokrasinin beşiği olarak görülen Avrupa ülkeleri gibi birbirlerinin sağlık malzemelerine el koyma alçaklığı şöyle dursun, birçok Avrupa ülkesine tıbbi malzeme yardımında bulunduk. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY’un tarifiyle “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” olduğunu kendi yaşlılarına sahip çıkmayarak bir kez daha gösterdi bize Avrupa. Ve insan, maddenin esiri olmuş insan, gözüyle göremediği kadar küçük bir virüs karşısında ne kadar çaresiz olacağını da gördü. Allah’a hamdolsun bizler, inanan insanlar her şeyin sahibinin Allah olduğunu bilerek, tedbirimizi alıp takdiri Yüce Yaradan’a bıraktık. Allah’ın yardımıyla birçok ülkeye göre daha başarılı bir şekilde bu sürecin sonuna yaklaştığımızı düşünüyorum. 
Bir paragrafta öğretmenlere ve imamlara açmak istiyorum. Bu süreçte gönüllü filyasyon ekiplerinde görev alarak, ihtiyaç sahibi insanlarımızın kapı kapı dolaşıp ihtiyaçlarını karşıladıklarını gördük. Kimi zaman ekmek aldılar, kimi zaman ilaç, maaşlarını çektiler evlerine götürdüler. Hastaları evlerinde ziyaret ederek, kurallara uyup uymadıklarını denetlediler. Öğretmenlerimiz bu süreç içerisinde günlük 6 saat boyunca çocuklarımıza çevrimiçi eğitim verdiler, çocuklarımızın eğitim öğretimden mahrum kalmamaları için azami gayret gösterdiler. Kimilerine göre rahat sanılan bu süreç, sanalının aksine oldukça zor ve sıkıntılıdır. Bir eğitimci olarak bu dönemde samimi gayret gösteren tüm meslektaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Sürece katkı sunabilmenin huzurunu ve haklı gururunu yaşadılar.

Gelenek ve göreneklerimizde olduğu gibi, devletin koordinesinde yaşlılarımızı, düşkünlerimizi bu süreçte hiç yalnız bırakmadığımızı gördük. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. 
Bu dönemde okulların hayatımızdaki etkilerini daha net bir şekilde görme fırsatı bulduk. Uzaktan eğitim döneminde çocukların her biri farklı odada susun, sessiz olun diye bizlere yaşam alanı bırakmadıkları gözümün önüne geliyor. Her gün aman şu okullar biran önce açılsın diye duaya duran velileri hayal ediyorum. Sonra diyorum ki, şimdi anladınız mı biz eğitimcilerin ne kadar zor bir iş yaptığını? Bu durumdan en fazla etkilenen illaki anneler olmuştur. Kimileri bu durumdan dolayı çalışma hayatına ara vermek zorunda kaldı. Erkekler belki yaşanan sıkıntıyı anlamayabilir. Fakat ben bir eğitimci olarak annelerin durumunu daha fazla anladığımı düşünüyorum. Onların da emeklerine sağlık. Bu dönemde okulların çocuklarımızın sosyalleşmesine ne kadar büyük bir katkısının olduğunu da gördük.

Okullar çocukların bilişsel ve duyuşsal gelişimlerinin yanı sıra, sosyal gelişimleri açısından da büyük katkı sunmaktadır.
Dönemin en fazla etkilediği 20 yaş altı ve 65 yaş üstü insanlarımızın  sokağa kattığı hareketliliği ve canlılığı da gördük. Onlar olmadan sanki sokaklar küsmüş, tüm canlılığını, rengini kaybetmiş gibi duruyor. Bir an önce sokaklarımızın, caddelerimizin ve çocuk parklarının dedelerinin ve ninelerinin yanında çın çın öten çocuk sesleriyle dolmasını diliyorum.

Evden dışarıya çıkartmadığımız çocuklarımızı bilgisayar, tablet, telefon karşısına bıraktık.  Bu durum umarım çocuklarımızın gelişimine olumsuz katkılar sunmaz. Yaşlılarımızı da unutmayalım lütfen. Şimdi onların her zamankinden daha fazla sizlerle konuşmaya sohbet etmeye ihtiyacı var. 
Bu dönemde yüce gönüllü insanlarımızın da, fakiri, fukarayı, düşkünü kendi haline bırakmadığına şahitlik ettik.

Mal sahibi olan insanların “bu ay kiranı ödeme” zor günler geçiriyoruz. Zaman yardımlaşma zamanı dediğini, karşı tarafınsa samimi bir şekilde “Şükür daha idare ediyoruz” deyip teşekkür ettiğini de gördük.

Tüm bunlar insanımızın güzelliğini bizlere bir kez daha hatırlattı. 
Değerli dostlar emin olun bu günleri de Allah’ın izniyle geride bırakacağız.

Yine konu komşu parklarda bulaşacağız, dostlarla muhabbet bağına gireceğiz.

Allah’ın izni ile yaşadıklarımızdan ders alarak, devlet millet el ele güzel günlere ulaşacağız. Kalınız sağlıcakla

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor