Kültür&Sanat

anasayfa Kültür&Sanat BAŞAKŞEHİR MİLLET KIRAATHANESİ DOLDU TAŞTI

BAŞAKŞEHİR MİLLET KIRAATHANESİ DOLDU TAŞTI

22 Kasım 2021, Pazartesi 16:09 / Son Güncelleme : 22 Kasım 2021, Pazartesi 16:09
BAŞAKŞEHİR MİLLET KIRAATHANESİ DOLDU TAŞTI
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Türkiye’nin en büyük millet kıraathanesi unvanına sahip Başakşehir Millet Kıraathanesi, eşsiz bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. Kıraathane Sohbetleri’nde Başakşehirlilerle bir araya gelen Prof. Dr. Kemal Sayar, Başakşehir Millet Kıraathanesi’ne ilk defa geldiğini belirterek, “Yapanın ellerine sağlık. Her taraf binalarla dolmuş ama çok şükür böyle nefes alacak kütüphaneler, yeşil alanlar var” dedi.

Başakşehir’de kültür sanat sezonunun en sevilen programlarından Kıraathane Sohbetleri, uzun bir aradan sonra yeniden başladı. Başakşehirliler, programdan saatler önce Başakşehir Millet Kıraathanesi’ndeki yerlerini aldı, yoğun katılımdan dolayı kütüphanenin merdivenlerinde bile yer kalmadı. Psikoloji ve psikiyatri alanında dikkat çeken çalışmalara imza atan Prof. Dr. Kemal Sayar, modern çağda insan olmanın zorluklarını ele aldı.

Yeni dünyada hızlı olan yavaş olanı yeniyor

Hızla gelişen dünyada insanların kendilerine vakit ayırmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Sayar, her anın daha sonra hatırlamayacak şekilde yaşandığını anlattı. Zamanın hızlı akıp gittiğne vurgu yapan Prof. Dr. Kemal Sayar, “Bugün sizinle yavaşlamaktan konuşacağız, hız çağında insan kalmaktan konuşacağız. Büyük olanın küçük olanı değil, hızlı olanın yavaş olanı yendiği çağdayız. Hızın bizi uyuşturduğu çağdayız.” diye konuştu.

“40 yıllık dost gibi ayrıldık”

İnsanın günümüzde ruhuna yeterince zaman ayırmadığına vurgu yapan Sayar, “Bir şeyi hatırlamak isteyen insan yavaşlar. Unutmak isteyen insan hızlanır. Üç, beş yıl önce Kanada’da psikiyatri kongresine katıldım. Orada Kanadalı bir meslektaşım ‘kimseye söz verme akşam seni çok özel bir yere getireceğim’ dedi. Bir İtalyan lokantasının zemin katına gittik. Hakikaten özel bir etkinlikti, aşçıyla beraber yemek yedik. Özelliği ise, 4 saat süren bir seans, yavaş yavaş yemek. Aşçının şöyle bir isteği var; lokmayı her çiğnediğimiz zaman ne hatırlıyorsak onu paylaşacağız. Aşçı da, o arada yemeklerdeki malzemelerin bize nereden, kimin emekleriyle getirildiğini aktaracak. Böylece yediğimiz lokmanın hakkını vereceğiz. Kimse birbirini tanımıyor. 4 saat sonra insanlar, 40 yıllık dost gibi ayrıldılar. Hissedildiğimizi hissederek oradan ayrılmış olduk.” ifadelerini kullandı.

Prof. Sayar’dan altın değerinde tavsiyeler

Başakşehirlilere tavsiyelerde de bulunan Sayar, “Yıldızlara bakın, göğe bakın, insana bakın. Güzel bir şiir okuyalım, kendimizi zenginleştirmeyi bilelim, huşu duygusu olan şeylerin içinde olalım, tevazu duygusunu geliştirelim, heves sahibi olalım. ‘Büyük bir şey yoktur, küçük şeyleri aşkla yapmak vardır’ demiş bir bilge. Aşkla yaşayalım. İçinde bulunduğumuz Kovid-19 salgını döneminde önemli olana değer vermeyi öğrenmeliyiz. Yanından geçip hiç uğramadığın parka veya mabede gir, kendini doğaya bırak, yediğin bir gıdanın hikâyesini merak et.” şeklinde konuştu.

Başakşehir Millet Kıraathanesi’nden övgü dolu sözlerle bahseden Sayar, “Kıraathaneye ilk defa geldim. Yapanın ellerine sağlık. Başakşehir’e gelmeyeli uzun zaman olmuştu. Her taraf binalarla dolmuş ama çok şükür böyle nefes alacak kütüphaneler, yeşil alanlar var” dedi.

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
1 2 3 4 5
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor