Eğitim

anasayfa Eğitim BİLGİ VE İLETİŞİM ÇAĞINDA SOSYAL HAYAT

BİLGİ VE İLETİŞİM ÇAĞINDA SOSYAL HAYAT

15 Mart 2019, Cuma 18:18 / Son Güncelleme : 15 Mart 2019, Cuma 18:18
BİLGİ VE İLETİŞİM ÇAĞINDA SOSYAL HAYAT
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Saygıdeğer Başakşehir'liler, Baharı karşılamaya hazırlandığımız bu günlerde hepinizi saygıyla selamlıyorum. Güneşin tüm parlaklığı ile görülmeye başlandığı, toprağın kabarmaya, ağaçların tomurcuk tutmaya, yer yer çiçek açmaya başladığı bu günlerde bizlerde durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz.

Bu günkü yazımda sizlerle birlikte bilgi ve iletişim çağının gençlerimizin gelişimine etkisi ve ebeveynlerin karşılaştığı güçlükleri inceleyeceyiz.  İsterseniz çocukların hayata bakışlarını, biz velilerin bu alanda durmamız gereken yeri gözden geçirelim. 
Saygıdeğer okurlarım, her çağın ve çevrenin, kendi içinde bir takım özellikleri vardır. İçinde yaşadığımız bu dönem ve çevreyi de Başakşehir özelinde tanımlamamız gerekirse, İstanbul'un yoğun ve karmaşık yapısından uzak, kişi başına düşen yeşil alan oranı bakımından daha pozitif bir çevreye sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Dönemin bilimsel ve teknolojik dinamikleri bakımından değerlendirdiğimizde tüm dünya ile paralel olarak, bilgi ve iletişim çağında, bizim hayal ettiklerimizin hızla gerçeğe dönüştüğü bir çağda yaşadığımızı görmekteyiz. 


Biz burada tüm bunların toplumsal yaşantıya yansımalarını değerlendireceğiz. Konuyu Başakşehir özelinde değerlendirecek olursak, bu gelişmelerin çevresel olarak, millet bahçeleri, spor parkları, bilgi evleri, kütüphaneler, tiyatro, sinema, site hayatı vs gibi yansıdığını görüyoruz. Bunlar direk olarak sosyal hayata katkı sunan alanlardır. İletişim ve teknoloji olarak değerlendirdiğimizde ise çağımızdaki gelişmeler evimizin içine kadar girerek bizi etkisi altına almaktadır.

Konuyu biraz açmak gerekirse bu alanda bilgisayar, televizyon, akıllı telefon, sosyal medya gibi unsurlar artık toplumun %100'üne yakın bir kısmını etkilemektedir. Tüm bu gelişmelerin içine doğan çocuklarımız bizlerden farklı bir bakış açısına sahip olmaktadırlar. Dünya gelişmeye ve değişmeye devam etmektedir. Bizlerin kişiliğinin gelişmesinde etkili olan çevresel, bilimsel ve teknolojik şartlar da bugün çok değişmiştir. Oynadığımız oyunlar, bilgiye ulaşma araçlarımız, sosyal ilişkilerimiz  dünden bugüne değişmiş ve gelişmiştir. 


Bizler yeni dünya düzeninde çocuklarımızın konumlandığı noktayı bazen ilgiyle, bazen de endişe ile takip etmekteyiz. Bilgi ve teknolojik aletlerin kullanımı noktasında çocuklarımız bu alanın içine doğmuş olmanın verdiği özgüvenle bazen bizim hayal bile edemediğimiz şeyleri gerçeğe dönüştürebiliyorlar. Bunun örneklerini görmek isteyenlere, İlçemiz Livin Lab - İnavasyon ve Teknoloji merkezini ziyaret etmelerini tavsiye edebilirim. Tüm dünyada olduğu gibi bu tür merkezlerde, yapay zeka ile ilgili çalışmalar çocuklar ve gençlerle birlikte devam etmektedir. 


 Gelinen nokta bizlere ve çocuklarımıza avantaj ve dezavantajları birlikte sunmaktadır.  Bugün dezavantaj olarak görülen en önemli konular, bilinçsiz teknoloji ve sosyal medya kullanımı olarak görülmektedir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki insanımız zamanının büyük bir kısmını, ya televizyon başında, ya bilgisayar başında, ya sosyal medya başında geçirmektedir. Konu çocuklar noktasında değerlendirildiğinde, telefon, tablet ve interaktif bilgisayar oyunları olarak tescillenmiştir.

Çocuklarımız saatlerce bu yeni çağın büyülü dünyası başında zamanlarını geçirmektedir. Durum öyle vahim bir hale gelmiştir ki, nitekim ülkemizde " Bağımlılıkla Mücadele" konuları arasına, teknoloji bağımlılığı da eklenmiştir.  Uzaktan masumane görünen bu oyun ve eğlence alanı çok tehlikeli noktalara varabilmektedir. Medyadan takip ettiğimiz kadarıyla bir takım sanal alem oyunları körpecik canları ölüme kadar götüre bilmektedir. Yaşananlardan dolayı Ebeveynler olarak hepimiz zaman zaman endişeleniyoruz ve konu hakkında radikal kararlar alamaya yönelebiliyoruz.

Teknoloji gerektiği şekilde kullanıldığında büyük bir nimet olarak görülmelidir. Zira bugün yaşantımızın her alanında teknolojiden izler gördüğümüzü hiç birimiz inkar edemeyiz.
 Çocuklarımıza teknoloji kullanımını tamamen yasaklamak yerine, rol-model olmak şeklinde doğru kullanım noktasında desteklemeliyiz. Örneğin telefon tablet başında çok fazla zaman geçirdiği için çocuğunu eleştiren biri, telefonu elinden hiç bırakmıyor ise bu uyarıları çok anlamlı olmaz. Bu alanla ilgili mücadele etmeye önce kendimizden başlamamız gerekir. Yasaklar her zaman daha cezp edici olmuştur.  

Bunun yerine birlikte bir zaman planlaması yapılabilir, alternatif faaliyet alanları oluşturulabilir. Ne olabilir bunlar? Örneğin evde ma aile her gün düzenli kitap okuma saati, çocuğun becerisine uygun, sportif, sanatsal faaliyetler vs. 
Kıymetli okurlarım, çağın şartlarına uygun şekilde kişilik gelişimi oluşan çocuklar, gençler ve yetişkinler arasında doğal olarak bir kuşak çatışması hasıl olmaktadır. Anne - babalar çocukları beğenmiyor, çocuklar ise annem - babam beni anlamıyor diye fevaran ediyorlar. Bizler aslında biraz gerilere doğru gidersek aynı şeyleri veya benzer konuları anne - babalarımızla birlikte yaşamış olduğumuzu göreceğiz.

Bizler geçmişten bugüne taşıdığımız tecrübe ile  çocuklarımıza rehber olmalı, onların gelişimine katkı sunmalıyız. Onlarla birlikte bu yolculuğu tamamlamak ve onlara yol arkadaşı olabilmek için bilgi ve teknoloji alanında kendimizi güncellemiz faydalı olabilir. Onların sosyal hayattan kopmadan, hayatın içinde çağın imkanlarından faydalanan bireyler olarak yetişmeleri için üzerimize düşen yükümlülükleri yerine getirmeliyiz.   Kalınız sağlıcakla.

Ahmet MELİK 
 

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
1 2 3 4 5
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor