Başakşehir

anasayfa Başakşehir Düşünmeden konuşmamalı insan, telafisi zor olur.

Düşünmeden konuşmamalı insan, telafisi zor olur.

03 Şubat 2019, Pazar 13:21 / Son Güncelleme : 03 Şubat 2019, Pazar 13:21
Düşünmeden konuşmamalı insan, telafisi zor olur.
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Dil; küçücük bir organdır fakat ibadeti de, isyanı da büyüktür. Küfür ve iman ancak dilin şehâdetiyle açığa çıkar. Dil sahasının ne sonu vardır, ne de sınırı. Hayır da dilin alanına girer, şer de...

Dilini dizginleyemeyenleri şeytan sürükler, uçurum kenarına çeker.
Şeytanın en çok günah işlettiği uzvumuz dilimizdir.
Dilin şerrinden ancak "onu İslami terbiye ile gemleyen" kurtulabilir.
Dilin nerede iyi, ne zaman kötü kullanıldığı herkes tarafından
bilinemez. Güzel dinimiz bu hususları açık ve seçik belirtmiştir.
İnsanlara verilen en büyük nimetlerden biri konuşabilme kabiliyetidir.
Evet hayvanların da dili vardır, hem bizimkilerden daha iridir ama
onlar söz söyleyemezler.


Dilimiz sayesinde derdimizi anlatabiliyor, ilim öğreniyor ve öğretebiliyoruz.
Dil insanı cennete de götürür, cehenneme de...
Nice insanlar ağızlarından çıkan bir söz yüzünden öldürülmüş ya da
hapishanelerde çürümüşlerdir.
Niceleri de yaptıkları konuşmalarla takdir toplar, yüksek makâmlara getirilir.
Bunun için konuşmaya başlamadan evvel söyleyeceklerimizi süzmeli,
kontrol etmeliyiz.


Eğer bir söz kendimize veya birilerine faydalı olacaksa söylenmeli,
yok faydasız ise konuşmaktan sakınmalı.
Hadis-i şerifte buyuruluyor: "Mü'minin dili kalbinin arkasındadır.
Önce düşünür, sonra konuşur. Münâfıkın dili kalbinin önündedir, önce
konuşur sonra düşünür."
Konuştuktan sonra düşünmek neye yarar? Artık ok yaydan çıkmıştır.
Pişmanlık faydasızdır.
Öyle ya söylemediğimizin sahibiyiz, söylediklerimizin esiri...
Mümkün olduğu kadar az konuşmalıyız. Zira çok konuşmak ahmaklık
alâmetidir. İnsanlar da gevezelerden hoşlanmaz.
Allahü teâlâ bize bir dil vermiş, iki kulak. Demek ki iki dinlemeli
bir konuşmalıyız.
Yine dilimizi iki kilit arkasına koymuş, dişler ve dudaklar.
Susan kazanır...

Âlimin yanında susarsanız ilminiz artar, cahilin
yanında susarsanız sabrınız...
İmam-ı Mâlik hazretleri çenesini tutamayan birine "iyisin hoşsun da"
demiş, "ah, bir aylık konuşmayı bir günde yapıyor olmasan..."
Lokman Hekim oğluna "Yavrum" demiş, "hatipler güzel konuşmalarıyla
iftihar ederler, sen de güzel sükûtunla iftihar et!"
Hadis-i şerifte buyruldu ki: Allaha ve ahiret gününe iman eden
konuşmalarına dikkat etsin. Ya doğru konuşsun veya sussun. Çünkü
ağızdan çıkan her söz melekler tarafından kaydedilir ve hesabı da
görülür."


Gereksiz ve manasız konuşmamalı insan.
Ne yazık ki dilimize dolanan mânâsız sorular var. Adın ne? Memleket
nere? Mesleğin? Hangi mektebi bitirdin? Ne kadar maaş alıyorsun?
Askerliği nerede yaptın? Evli misin? Çocuk var mı? Kaçı kız, kaçı
erkek?


Halbuki kabre girince tek soruya muhatap olacağız: "Neyle geldin?"
İmam-ı Gazali Hazretleri rahimehullah buyuruyor ki: "Çok konuşan
sıkıntıdan kurtulamaz, az konuşan sıkıntıya düçar olmaz. Kimse
söylemediği söz için pişmanlık duymaz."
Dünyaya hâris olan, helâle harama bakmaz, ne bulduysa cebine, midesine
indirmeye çabalar.


Çok konuşan da doğru mu, yanlış mı demez, yerli yersiz konuşur, başına iş açar.
Anadolu'da "bıçak yarası geçer" derler, "dil yarası unutulmaz!"
İbn-i Abbâs hazretleri "düşünerek konuşan, insanların en akıllısıdır"
buyurmuştur!..
Velhasıl bin düşünüp bir konuşmalıyız..
Selam ve dua ile...

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
1 2 3 4 5
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor