Başakşehir

anasayfa Başakşehir "ÇOCUKLARIN İLK VE EN ETKİLİ ÖĞRETMENLERİ ANNE VE BABALARIDIR"

"ÇOCUKLARIN İLK VE EN ETKİLİ ÖĞRETMENLERİ ANNE VE BABALARIDIR"

31 Aralık 2018, Pazartesi 19:06 / Son Güncelleme : 31 Aralık 2018, Pazartesi 19:06
facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz

Saygıdeğer okuyucularım, bu haftaki yazımızda okul çağı çocuklarının başarıları üzerinde okul, aile iletişiminin etkileri üzerinde duralım istedik.

Tüm anne - babaların amacı çocuğuna iyi bir gelecek hazırlamaktır. Eğitim anne karnında başlar, hayat boyu devam eder. Anne baba olmak ayrı bir sorumluluk ister. İnsanların hayatı bu anlamda anne baba olmadan önce ve anne baba olduktan sonra diye ikiye ayrılabilir. Bir insan, anne karnından başlayıp hayatının sonuna kadar anne - babanın davranışlarıyla büyüyen bir meyvedir. Çocuklarıyla ilk iletişim kuran ve onları hayata hazırlayan kişiler anne-babaları yani velileridir. Sokrates’in dediği gibi

‘‘Çocukların ilk ve en etkili öğretmenleri anne –babalarıdır.’’ Çocuk ilk eğitimini ailede alır. Çocuğun kişilik gelişiminde, olumlu davranış kazanımında, ruhsal ve fiziksel yönden sağlıklı, kendi kendine yetebilen, kendine ve yaşadığı dünyaya faydalı bir birey olarak yetişmesinde ailenin rolü önemlidir. Ailelerin, çocuk yetiştirme konusunda geleneksel tutumlardan uzaklaşması gerektiği görüşü tartışmasız bir şekilde kabul edilmektedir. Çocuğun eğitimi uzun vadeli bir süreçtir. Anne - Baba olarak bizler, çocuklarımız tarafından büyük dikkatle izlenen, hayranlık duyulan rol - modeller olduğumuzu unutmadan hayatımızı devam ettirmeliyiz. Eğitim sadece okulun öğretmenin işi değildir. Çocuğun kişiliğinin %70'e yakın kısmı 0-6 yaş aralığında oluşmaktadır. Okul çağı bu %70'in üzerinde sizinle birlikte etkili olmaya başlamaktadır.


Eğitim - Öğretim Sürecinde hepimizin bildiği gibi okul, aile ve çevre en önemli etkenlerdir. Okul ve Aile'yi bir araya getiren ortak neden çocuktur. Öğrenme-öğretme süreci incelendiğinde aile okul dayanışmasının öğrenci başarısı üzerinde çok etkili olduğu görülmektedir. Bu meyanda çocuğun eğitimine katkı sunmak için okul - aile (öğretmen) ilişkisini doğru bir zemine oturtmak gerekir. Burada aile hizmet alan okul ise hizmet veren konumundadır. Çocuğun eğitim sürecine bu iki yapı işbirliği yaparak destek sunmalıdır. Okul sadece öğretim yapılan yer değil aynı zamanda eğitimi, terbiyeyi destekleyen bir kurumdur. Bu ilişkide okulda öğretilenlerle evde yaşananlar arasında uyum olması son derece önemlidir. Okul aile arasında veli öğretmen ilişkisi uyum içerisinde yürütülmelidir. Çocuğu yanlış bir yönlendirmeden korumak, öğretmen-aile çelişkisini önlemek amacıyla velilerin okul tarafından eğitilmelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Çocuğun gözünde öğretmen figürünü zedeleyecek tutum ve davranışlardan uzak durmalı, öğretmenle işbirliği içerisinde çocuğumuzun gelişimine katkı sunmalıyız. Sağlıklı bir iletişim çocuğun bu ortamda kendini daha fazla güvende hissetmesini sağlar.

Anne-baba ve öğretmenler, çocuklara elverişli bir öğrenme ortamı yaratabilmek için ortak bir çaba göstermelidirler. Çocuğun evde oluşan ilk öğrenme deneyimleri, okuldaki öğrenme girişimlerine destek sağlayarak, öğretmenin sınıf içi uygulamalarındaki başarı şansını yükseltecektir. Bu yüzden öğretmenlerin çocuğun aile ortamlarını iyi değerlendirmeleri ve ona daha iyi eğitim ortamı hazırlanması amacıyla aile sorumlularıyla iletişim kurmaları önemlidir. Burada öğretmen eğitim konusunda profesyonel olandır. Bundan dolayı veli sağlıklı bir iletişim için eğitim öğretim konusunda öğretmene tabi olmalıdır. Ev ve okulda birbirini destekleyen tutum ve davranışlar çocuk üzerinde daha kalıcı izler bırakacaktır. Aile içi uyumun, ailenin destekleyici yaklaşımının ve ailenin okul etkinliklerine katılmasındaki çeşitliliğin, okul başarısı üzerinde önemli etkileri vardır. Çocukların en sevmediği şey nasihattir. Nasihat yerine çocuklara rol model olabilecek davranışlar geliştirilmelidir.

Örneğin evladım kitap oku yerine bu eylemi gerçekleştirmek adına ev ortamında birlikte kitap okuma saatleri ile çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırılabilir. Evde öğrenme ortamını baltalayan diğer bir konu da görsel ve işitsel iletişim araçlarıdır. Bu araçlar kontrolsüz kullanıldığında tehlikeli bir virüs haline gelir zamanı gereksiz bir şekilde tüketir. Bu alanda yapmamız gereken zamanımızı planlı ve programlı bir şekilde kullanabilme becerisi geliştirebilmemizdir. Yasaklar her zaman daha cazibeli olur gerçeği unutulmadan, anne - babalar olarak bu araçları daha verimli ve faydalı olacak şekilde kullanmak için çareler aramalıyız. Özellikle okul öncesi ve ilkokuldaki çocuk somut işlem dönemindedir ve öğretilenleri görmek ister. Bundan dolayı çocuklardan istediğimiz şeyleri öncelikle kendimizin yapması gerektiğini unutmamalıyız.


Toplumsal bir birey olan çocuklarımızı milli, manevi değerlere sahip birer insan olarak yetişmeleri için sorumlu davranışlar sergilemeliyiz. Çocuklarımızla iletişim kurarken ben dilini kullanmalı, yargılayıcı cümlelerden uzak durmalıyız. Onların dünyasına inerek, empati kurarak duygularına dokunabilir, davranışlarına yön verebiliriz. Hızla gelişen dünyamızda, bilim ve teknolojideki gelişmelerle, toplumların aile ve çocuğa bakış açısı değişmektedir. Geleceğimizin teminatı olan çocukları araştıran, sorgulayan, kendine, ailesine, çevresine faydalı bireyler olarak yetiştirmek aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.Çocuk gelecekle geçmiş arasındaki köprü konumundadır. Okul ve ailenin görevi aynı zamanda geçmişin bilgi ve tecrübesini çocuklar üzerinden geleceğe aktarmak olmalıdır. İnsan sosyal bir varlıktır. Bu açıdan bakıldığında tüm yetişkinlerin kendinden küçük bireylere rol model olduklarını unutmadan sorumluluk sahibi olarak yaşamlarını sürdürmeleri gerekmektedir. Bu arada İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan "Veli Akademileri projesi kapsamında tüm velilerimizi okullara davet ediyorum. Hepinize sağlıklı, mutlu, huzurlu günler dilerim.

facebook paylaş twitter paylaş yorum yaz
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
1 2 3 4 5
YORUMLAR
ziyaretçi
yükleniyor